live – English–Türkçe translations
🇬🇧 en tr 🇹🇷
live verb
/ˈlɪv/
,
[ˈlɪv]
|
|
|---|---|
|
yaşamak |
|
yaşamak, oturmak |
live adjective
/ˈlaɪ̯v/
,
/ˈlaːv/
,
[ˈlaɪ̯v]
,
[ˈlaːv]
|
|
|---|---|
|
canlı |
live adverb
/ˈlaɪ̯v/
,
/ˈlaːv/
,
[ˈlaɪ̯v]
,
[ˈlaːv]
|
|
|---|---|
|
canlı |
life noun
/ˈlaɪ̯f/
,
/ˈlaːf/
,
/ˈla̝ːf/
,
/ˈlɐɪ̯f/
,
/ˈlɜɪ̯f/
,
/ˈlʌɪ̯f/
,
/;/
,
[ˈlaɪ̯f]
,
[ˈlaːf]
,
[ˈla̝ːf]
,
[ˈlɐɪ̯f]
,
[ˈlɜɪ̯f]
|
|
|---|---|
|
yaşam, hayat, ömür, dirim |
|
hayat, yaşam |
|
yaşam, hayat |
living adjective
/ˈlɪvɪŋ/
|
|
|---|---|
|
diri |
|
canlı |
lively adjective
/ˈlaɪv.li/
|
|
|---|---|
| canlı | |
living noun
/ˈlɪvɪŋ/
|
|
|---|---|
|
ömür |
living |
|
|---|---|
| yaşama | |
lively |
|
|---|---|
| animato | |
- long live
- yaşa, yaşasın, çok yaşa
- where do you live
- nerede yaşıyorsun?, nerede yaşıyorsunuz?
- I live in Melbourne
- Melbourne'de yaşıyorum
- people who live in glass houses shouldn't throw stones
- sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı
- live and let live
- yaşa ve yaşat
- live broadcast
- canlı yayın
- live drop
- posta kutusu
- live oak
- meşe
- live paycheck to paycheck
- bugün bulduğunu yiyip yarına Allah kerim demek
Wiktionary Links
- English: live